Saygı Saygınlıktır (Yaşlı Baba ile Allah Resulü)

Saygı Saygınlıktır (Yaşlı Baba ile Allah Resulü)
Mekke’nin Fethi günüydü. Peygamber Efendimiz, büyük bir zafer kazanmış bir komutan olarak Mescid-i Haram’a girdi. Fetih sonrası insanlar çeşitli sebeplerle Peygamberimizi ziyaret ediyorlardı. Hz. Ebu Bekir de babasını, Peygamber Efendimizi ziyarete götürmek istedi. Bakın sonra neler oldu?

 

     Mekke’nin Fethi günüydü. Peygamber Efendimiz, büyük bir zafer kazanmış bir komutan olarak Mescid-i Haram’a girdi. Fetih sonrası insanlar çeşitli sebeplerle Peygamberimizi ziyaret ediyorlardı.

     Hz. Ebu Bekir’in çok yaşlı bir babası vardı. Adı Ebu Kuhâfe Osman bin Amir idi.  Ebu Kuhafe, yüz yaşına dayanmıştı. Kendi başına bir yere gidemeyecek kadar düşkündü.  Üstelik ileri yaşından dolayı da görme engelli idi.

     Hz. Ebu Bekir de babasını, Peygamber Efendimizi ziyarete götürmek istedi.  Herhangi bir bineğe bindirmesi de mümkün olmadığından onu sırtına aldı. Peygamber Efendimizin yanına kadar taşıdı. Hz. Ebu Bekir de o sıralarında altmış yaşına merdiven dayamış bir insandı. Nihayet Peygamberimizin huzuruna kadar geldiler.

     Peygamber Efendimiz gördüğü manzara karşısında üzüldü ve çok rahatsız oldu.  Üzüntüsünü ve rahatsızlığını şu sözlerle dile getirdi:

     — Ey Ebu Bekir, şu ihtiyar babanı niçin buraya kadar yordun? Biz onun yanına gidemez miydik!?

    Efendimizin bu sözleri, dostu Hz. Ebu Bekir’e duyduğu sevgi ve yakınlığı anlatıyordu. Aynı zamanda onun bu sözleri, yaşlı ve görme engelli Ebu Kuhafe’ye nezaketini ve yaşlılara gösterdiği saygıyı ifade ediyordu.

     Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir, Peygamber Efendimize,

     — Onun size gelmesi daha uygundur, cevabını verdi.

     Hz. Ebu Bekir’in bu sözleri ise, Allah’ın peygamberi olmasından dolayı, Peygamberimize duyduğu hürmeti anlatıyordu.

     Peygamber Efendimiz Ebu Kuhafe’ye oldukça nazik davrandı. Onun önüne diz çökerek göğsünü sıvazladı ve ona Müslüman olmasını teklif etti. Ebu Kuhafe de teklifi kabul ederek Müslüman oldu.

     İşte bu, Hz. Ebu Bekir’in tüm yorgunluğunu alıp götüren mutlu bir sondu. (1)

 

Musa Mert ]

Diyanet Çocuk Dergisi, Ocak 2015, sayfa: 6, 7.

 

 

 

 

 

 

 


 

(1) Ahmed bin Hanbel, VI, 349; Heysemi, VI, 174; İbn Sa’d, V, 451; İbn Hişam, II, 405, 406.