Her İnsan Değerlidir

Her İnsan Değerlidir
Yeryüzünün en önemli, en değerli insanı, pek çoğunun dikkatini dahi çekmeyen bir insan için Yüce Allah’a yakarıyordu. Tarih buna da şahit oldu.

     Medine’nin kenar mahallelerinden birinde oturan Ümmü Mihcen adında fakir mi fakir yaşlı mı yaşlı, siyahi bir kadın vardı. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmadan kendi halinde yaşayıp giderdi. Pek çok insanın dikkatini dahi çekmeyen bu kadıncağız yaşlı haline aldırmadan her gün evinden çıkar, cansız ağır adımlarla Mescid-i Nebi’ye kadar gelirdi. Mescid-i Nebi’nin temizliğiyle ilgilenir; güzelce süpürür, çöpünü toplardı. Peygamber Efendimizle sahabilerinin temiz bir ortamda namaz kılmaları için elinden geleni yapardı.

     Bir gün Peygamber Efendimiz onu Mescid-i Nebi’de göremedi. Oradakilere, nerede olduğunu sordu merakla.

     — Öldü, dediler.

     Peygamber Efendimiz çok ama çok üzüldü. Güzel çehresini hüzün kapladı.

     — Bana haber vermeniz gerekmez miydi, diye sitem etti dostlarına.

     Yaşlı, fakir, kendi halinde zavallı bir siyahi kadına bu kadar değer verdiğini, vefatına bu kadar üzüleceğini bilselerdi, Peygamberimizi mutlaka haberdar ederlerdi.

     Kadıncağızın gece vefat ettiğini, uyumuş olabileceği düşüncesiyle, rahatsız etmemek için kendisine haber vermediklerini, namazını kılıp defnettiklerini söylediler.

      Peygamberimiz,

     — Beni onun kabrine götürün, diye emretti.

     Hemen yola düştüler sahabiler. Peygamberimizi doğruca kadının kabrine götürdüler.

     Efendimiz, kadıncağızın kabri başında durup cenaze namazını kıldı. Sonra ellerini kaldırdı. Yeryüzünün en önemli, en değerli insanı, pek çoğunun dikkatini dahi çekmeyen yaşlı bir kadın için Yüce Allah’a yakarıyordu. Tarih buna da şahit oldu.[1]

     [ Musa Mert ]

     Diyanet Çocuk Dergisi, Mart 2018, s. 2,3.


[1] Buhari, Salat 72, Cenaiz, 67; Müslim Cenaiz, 71; Ebu Davud, Cenaiz 57; Nesai, Cenaiz; İbn Mace, Cenaiz 32.